İÇİMDE BİR KONFERANS ÇEVİRMENİ VAR MI?

Genç konferans çevirmeni adaylarına öneriler…

Bahar Çotur

Avrupa Birliği sözü, yakın geçmişteki siyasi gelişmelerden dolayı bir süredir her cümlemizi süsler oldu. Ancak, her ne kadar Avrupa Birliği ve onu konu alan söylem sayesinde konferans çevirmenliği mesleği daha çok ilgi gösterilen, merak edilen bir alan haline gelmiş olsa da, ülkemizde bu mesleği icra edenlere duyulan ihtiyaç bu kurumla sınırlı değil. Uzun yıllardan beri, gerek Türkiye’de gerek yurt dışında birçok yabancı, anadili Türkçe olan insanlara çeşitli alanlarda bilgi ve eğitim vermekle kalmıyor, onlardan da bilgi alıp farklı kültürler, uygulamalar ya da toplumsal/kurumsal yapılarla ilgili pek çok şey de öğreniyor. Konferans/toplantı ortamlarında gerçekleşen bu bilgi alış-verişi ve iletişim, yıllardır profesyonel konferans çevirmenleri aracılığıyla sağlanıyor.

Doğal olarak, Avrupa Birliği’ne adaylık sürecinde ve sonrasında bu mesleğe duyulan ihtiyaç hem kamu sektöründe, hem de özel sektörde artacak, toplantı ya da konferansların düzenleyicileri ve sahipleri iletişimi sağlama görevini ehil uygulayıcılara teslim etmek isteyecektir. Ne yazık ki, şu anda Türkiye’de sayısı 100’ü bulmayan profesyonel konferans çevirmeni, aynı anda iki yerde bulunamama gibi küçük bir fiziksel kısıttan ötürü, bu talebi karşılayabilecek durumda değil. Dolayısıyla, bu yazıyı buraya kadar okuyup hâlâ ilgisini kaybetmemiş olanlar, devamına da göz atıp, bu mesleğin kendilerine göre olup olmadığına belki karar verebilir, ileri düzeydeki yabancı dillerini nasıl konferans çevirisi için kullanılabilir hale getirebileceklerini öğrenebilirler.

Konferans çevirmenliği mesleğinin dilin edinilmesi, geliştirilmesi ve kullanılmasıyla ilgili bölümü, en çok tartışılan, dolayısıyla bazen yanlış da olsa görece olarak en çok bilinen yönüdür. Konferans çevirmeni olmak için elbette mükemmel düzeyde dil bilmek gereklidir, ama bu yeterli değildir. Bu mesleği seçen kişi, yalnızca dile değil, hem kendi anadilinin hem de yabancı dillerinin kültürlerine de hakim olmalıdır; meraklı olmalı, basını izlemeli, sağlam bir genel kültüre sahip, iletişim kurmaya yatkın biri olmalı ve düzgün konuşmasını bilmelidir.

Türkiye’de yirmi yıldan uzun bir süredir Mütercim-Tercümanlık eğitimi verilmekte, bu hizmeti veren bölümlerin sayısı yirmiye yaklaşmaktadır. Kısa sürede çok rağbet gören her alanda olduğu gibi, bu mesleğin eğitiminde de bazı önemli unsurlar ne yazık ki nitelik nicelik uğruna feda edilebildiği için, atlanabilmektedir. Sözlü çeviri yapan her çevirmen konferans çevirisi (simültane çeviri) yapamaz, başka bir deyişle konferans çevirmenliği ayrı ve özel bir meslektir; dolayısıyla eğitimi de diğer yazılı/sözlü çeviri dallarının eğitiminden farklı olmak zorundadır.

Avrupa Birliği kurumları, sözlü çevirinin eşzamanlı (simültane), ardıl (konsekütif) ve toplum çevirisi gibi farklı dallarında verilen eğitimin ileride, başka bölümlerin mezunlarına da açık olacak şekilde, sadece profesyonel konferans çevirmenleri tarafından verilen bir yüksek lisans programı haline getirilmesini öngörmektedir. Şu anda Türkiye’de yalnızca Boğaziçi Üniversitesi Çeviribilim Bölümü (eski adıyla Mütercim-Tercümanlık Bölümü) çokdilli, iki yıllık bir Konferans Çevirmenliği Tezsiz Yüksek Lisans Programı sunmaktadır. Temel amaç, genel olarak bu mesleğin eğitiminde bu anlayışın yerleştirilmesidir; çünkü bu şekilde siyasal bilimler, ekonomi, hukuk, sosyoloji, tıp gibi konferans çevirisi sırasında artalan bilgisinin çok önemli olduğu bilimlerde lisans eğitimi görenlerin de konferans çevirmenliği mesleğine yönelmeleri sağlanabilecektir. Ayrıca, üniversite öğrenimi sırasında edinilen ikinci yabancı dilin düzeyi çoğu zaman konferans çevirisi yapmaya yeterli değildir. İkinci yabancı dil, ancak üniversiteden sonra disiplinli bir çalışma, özveri ve çabayla profesyonel olarak kullanılabilecek pasif bir dile dönüştürülebilir. Yüksek Lisans Programı sayesinde, daha erken yaşlarda ileri düzeyde öğrenilmiş olan diller geliştirilerek, bundan sonra daha çok hissedilecek olan çokdilli çevirmen ihtiyacı karşılanabilecektir.

Bu noktada lise ve üniversite öğrencilerinin de bölüm tercihlerinde ve okudukları bölümlerden beklentilerinde bilinçli olmaları gerekiyor. Hangi mütercim-tercümanlık (ya da çeviribilim) bölümü gerçekten profesyonel konferans çevirmenlerinin katkısıyla bu eğitimi veriyor, hangi okullarda sözlü çeviri laboratuarı var, kaç saat ders verilebiliyor, sınıflar kaç kişilik oluyor, gerçek toplantıları dinleme, kendilerini kullanılmayan kabinlerde deneme şansı tanınıyor mu… Sonuçta öğrenci, yanlış yönlendirmeler sonucu kendini konferans çevirmenliği eğitimini layıkıyla almış sanarak, gerçek bir toplantıda ilk kez çalıştığında yapacağı hatalarla ne yazık ki sadece o toplantının kaderini değil, bütün kariyerini riske atmış olur. Önemli olan, öğrencinin (lise ya da üniversite) bir mütercim-tercümanlık bölümüne kapağı attığında ileride mutlaka simültane çevirmen olarak çalışacağı yanılsamasına kapılmayacak bilinçte olmasıdır.

Tabii iyi bir konferans çevirmeni olarak tanınmak için işin sadece dil kısmında başarılı olmak yeterli değil. Çevirmen, kılık kıyafeti, saçı, oturup kalkması, konuşması, yemek yemesi, çalışma koşullarıyla ilgili isteklerini ifade etme şekli ve müşteri ilişkilerinde her zaman ölçülü, dikkatli, ortam ve işverenle uyumlu, seviyeli ve profesyonel olmalıdır. Örneğin sahnede ardıl çeviri yapılacaksa, hiçbir konuşmacı çevirmenin kendisinden daha çok dikkat çekmesini, çevirmenin şovmen tarzı ya da yılbaşı programı sunucusu şirinlikleriyle daha çok alkış toplamasını istemez… Toplantıya katılan herkes gri ve siyah takımlar içindeyse, kahve arasında “clubber” kıyafetiyle ortalıkta dolaşıp konunun ne kadar da sıkıcı olduğu fikrini herkesle özgürce paylaşan bir çevirmen; ya da herkes spor giyinmişken, ‘Laila’ya gidiyorken uğradım’ mesajını veren görüntüsüyle dikkat çeken bir çevirmen hoş karşılanmayabilir. Çevirmen, bu toplumsal etkinlikte bir “aracı”, “aktarıcı” rolünü üstlendiğini aklından çıkarmamalı, her ne kadar diğerlerinden farklı olduğu ve merak uyandıran bir iş yaptığı için katılımcıların daha çok ilgi gösterdiği biri konumunda olsa da, profesyonelliğine yakışacak şekilde, sağduyusunu kullanarak her zaman bir adım geride durmalıdır. O bir adım gerideki konumuyla daha çok takdir edileceği kesindir.

Çevirmenin uyması gereken kurallar olduğu kadar, işverenin de göz ardı etmemesi gereken kurallar var tabii: Mesleğin Türkiye’deki temsilcisi Türkiye Konferans Tercümanları Derneği (TKTD), Uluslararası Konferans Tercümanları Derneği’nin (AIIC) çalışma koşullarını temel alarak profesyonel konferans çevirmenleri tarafından işverenlerden talep edilmesi gereken çalışma koşullarını belirlemiştir. Bunların arasında çalışma süreleri, kabin özellikleri, toplantı için yapılacak hazırlıklar gibi, hem çevirinin kalitesini hem de çevirmenin sağlığını ve performansını etkileyebilecek konular bulunmaktadır. Serbest çalışan çevirmenler, kendileri de birer işadamı/kadını olduklarından, hazırladıkları sözleşmelerde mesleğin kurallarını ve çalışma koşullarını mesleğe saygınlığını kazandıran bu anlayış içerisinde yansıtmalıdır. Aksi takdirde, sürekli yeni konular ve insanlarla kendini her defasında ilk kez işe başlamış gibi kanıtlaması gereken; her an seyahate hazır yaşayıp, bazen haftada 10.000 mil uçarak, sabahları ‘Neredeyim ben?’ sorusuyla uyanan; özel hayatı değişen ya da iptal olan, bir anda eklenen toplantılarla bazen kontrolden çıkan (sadece tatilini değil, düğününü ya da çocuğunun doğumunu yoğun ve boş sezonlara göre ayarlamak zorunda kalan); her toplantıda baştan sona, o toplantının yegâne amacı olan iletişimi sağlama görevinin stresini yaşayan çevirmenler, bu mesleği otuz/kırk yıl değil, ancak üç beş yıl sürdürebilirler.

Türkiye’nin – ya da Türkçe’nin – barışçıl konferans çevirmenleri ordusunun, kendini sürekli yenilemeye açık, öğrenmeye hevesli, disiplinli ve çalışkan, bu dili uluslararası platformlarda hakkıyla temsil edecek daha fazla çeviri neferine ihtiyacı var. Genç nüfus bulunabilirliği açısından önümüzdeki elli yılda görünür bir sorunumuz olmadığına göre, tek yapmamız gereken, bizden sonra gelenlerin tercihlerinde bilinçlenmesini sağlamaktır.

Faydalı Linkler:

AIIC nedir?

TKTD nedir ve nasıl üye olunur?

Aktif/pasif dil (A, B ve C dili) neye göre belirlenir?